SAMET ALTINTAŞ – İSTANBUL

oto-kiralama

oto-kiralama

Daha çok çektiği tarihî belgesellerle tanınan yönetmen Tekin Gün, ‘Hayatın İçinden’ belgeselinde kamerasını bugüne çeviriyor. Gündelik telaşın kıyısından akıp giden hikâyeleri izleyiciyle buluşturan Gün, “Türkiye’de hani bir laf var ya ‘Hayatımı yazsam roman olur’ diye, belgeseli çekerken bu sözün gerçek olduğuna inandım.” diyor.

Sabahın yedisi… Yarı beline kadar çöp konteynerine sarkmış bir genç, içerideki pet şişeleri dışarı atıyor, hiç durmadan. Kendince epey malzeme topladıktan sonra arabasına koymaya başlıyor. Biraz dinleniyor, alnını siliyor. O sırada kendini çeken kamerayı fark ediyor. Ve eliyle çekmeyin diyor. Sunucu ve yönetmen gencin yanına gidiyor. Ve gerçek hayatın kapısı şimdi aralanmaya başlıyor. Daha çok çektiği tarihî belgesellerle adından söz ettiren yönetmen Tekin Gün, bu kez kamerasını, kalabalıkların arasından akan hayatın içine daldırıyor. Hikâyeye dönecek olursak; genç, yönetmenin tanımıyla yakışıklı, kirli sakallı ve hayattan bezmiş biri. 20 yaşında ve Uludağ Üniversitesi 3. sınıf öğrencisi. Bu işi yapmasının nedeni kendisine burs veren yerin aylığını kesmesi imiş. Gün’ün aktardığına göre; gencin babası vefat etmiş, annesi ise İstanbul’da yaşlı bir kadının evinde bakıcılık yapıyor. Üniversite talebesi, bazı günler okula gitmeyip, günlüğü 15 lira olan harçlığını çıkarıyormuş. Gün, genç adamın okulunu bir an önce bitirip; bu hayattan kurtulmak istediğini söylüyor. Yönetmene göre, günümüz Türkiye’sinde yükseköğretim gören birinin derslerine değil de geçim derdine sıkıntı olması büyük ayıp.

Tekin Gün, sokaklarda her gün yanından geçtiğimiz insanların aslında başka dünyalarda yaşadığını hatırlatıyor. “İnsanların hayatlarına dâhil oldukça belgesel değil, haber çıktı karşımıza. Bu da bizi çekim yaparken epey zorlaştırdı.” diye konuşan yönetmen, bir başka hikâyenin ise Bursa Heykel civarında, kestane işi yapan 54 yaşında bir amca olduğunu anlatıyor: “O akşam yalnızdı, biraz da dertliydi. Kendisiyle konuşmak, halet-i ruhiyesine inmek istedim. Ve dertleşmeye başladık. Emekli öğretmen olduğunu dile getirdi. ‘Üç çocuk okuttum ve lisanslarını bitirdiler.’ dedi. Bu işi devam ettirmesinin nedeni ise çocuklarının geleceğiyle ilgili kaygılarıymış. Bir çocuğuna ev almış, kredi borçları var.” Kestaneci amcanın, pazar günleri de çalıştığını belirten Gün, insanların emekli olduktan sonra da çalışmak zorunda olmalarının üzücü olduğunu dile getiriyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s